Prince of Persia

31/1/2009 · Kategori: Oyunlar

Bir varmış bir yokmuş...

Bu laf çocukluğumuzdan aşina olduğumuz bir masal başlangıcıydı. Büyülü şehirler, kahraman prensler, güzel prensesler ve çok güçlü kötü adamlar. Yüz yıllarca süren hayal gücünün birikimi hep bu masallarda yansırdı. Yatmadan önce hayal gücümüzü şekillendiren bu masallar, teknolojiyle birlikte aynı misyonu popüler kültür eserlerinde gerçekleştirmeye başladı. Kitaplar, filmler ve bilgisayar oyunları hep bu masallardan izler taşır. Bazıları daha belirgin, bazıları ise alt metinlerde gizli esintiler. Ancak bir oyun var ki, geldiği yeri hiçbir zaman inkar etmiyor. Hatta 1001 Gece Masallarına eklenecek kadar iyi bir içeriğe sahip. İsimsiz bir kahramanın düşmanlarla dövüşüp, türlü türlü maceraya girdiği oyun. Diğer adıyla Prince of Persia...

İlk POP oyunu 1989 yılında Jordan Mechner tarafından geliştirildi. Mecher, kardeşine akrobatik hareketler yaptırdı ve bunları videoya kaydetti. Saatlerce üzerinde çalışarak bu hareketleri oyuna çizdi. Günümüzde de oyunların olmazsa olmazı olan bu teknik o zaman büyük bir hayranlık uyandırmıştı. Belirli bir sürede bitirilmesi gereken ilk POP oyununda, prensimiz hain vezirden intikam almak için tuzaklarla dolu saray zindanından kaçmaya çalışıyordu. Yanlış bir adım, bubi tuzaklarını çalıştırıyordu ve sonuçsa ölümcüldü. Serinin bu ilk oyunu neredeyse her oyun platformuna uygulandı. Yıllar içerisinde devam oyunları da yapıldı. Özellikle 10 yıl şerefiyle piyasaya sürülen Prince of Persia 3D merakla bekleniyordu. Motion Capture özelliğini sonuna kadar kullanan bu oyun, o zamana kadar yapılmış en gerçekçi kılıç dövüş özelliklerine sahipti. Ancak eleştirmenler üzerinde istenilen etkiyi bırakamadı. Çünkü oyun fazla Tomb Raider gibiydi ve kimse Lara Croft'un güzelliğini izlemek yerine, şalvarlı bir adamı izlemek istemedi...




Ubisoft projeyi böyle kırık bir zamanda devraldığında kimse böylesine büyük bir patlama beklemiyordu. Prince of Persia: Sands of Time masalsı yapısı, zamanı geri alma özelliği ve yeni akrobatik hareketleriyle herkesi büyüledi. Yeni Prens, sünnet kıyafetleriyle duvarlarda yürüyordu. Free run adlı marjinal sporun kronolojik olarak tarihteki mucidiydi. Fransa'da yaygınlaşan bu spor özetle, bir noktadan başka noktaya giderken, en uçuk yolları seçmek ve mümkün olduğu kadar akrobatik hareket yapmayı gerektiriyor. Kısacası, evinizden işinize giderken, duvardan duvara zıplama, çatılarda yürüme gibi şeyler yapmak gerekiyor. Daha sonra Assassin's Creed'e de bu sistem zirveye ulaşacaktı. Sands of Time eski bir Ortadoğu efsanesinden esinlenmişti. Oyunda ölümsüzlük hayalleri olan Pers veziri, babasına kendini kanıtlamaya çalışan Prensi kandırıp, zamanın kumlarını serbest bıraktırmıştı. Bu kumlar bir hançer ve kolye sayesinde zamanı kontrol etmeye yarıyordu. Aynı zamanda lanetliydiler ve etrafındaki herkesi garip yaratıklara çevirdiler. Hançere sahip olan Prens ile kolyeye sahip olan Farah dışında herkes bu lanetten etkilendi. İlk oyunda Prens, hızlı düşünme ve dakik davranma gerektiren türlü ölüm bulmacısıyla uğraştı, hain veziri yendi ve en sonunda zamanın kumlarını ait olduğu yere kapattı. Tam bir masal gibi her şey iyi bitmişti. Ya da biz öyle sandık, çünkü kısa süre sonra Prens, yeni macerasıyla geri döndü. Ancak ilk kez serinin yaratıcısı Jordon Mancher arkasında yoktu. Warrior Within adlı bu oyunda Prens, sünnet kıyafetlerini çıkartmış Pers ordusuna ait, savaş kıyafetlerini giymişti. Gözü dönmüş vahşileşmiş ve hırçın tavırlar takınmıştı. Zamanla bunun nedenini öğrendik. Bu oyun kanı kaynayan ve savaşça bir ruha sahip herkesin, hayranlığını kazandı. Bu sefer Prens, savaş çığlıkları atıp, korkusuzsa düşmanlarının üzerine saldırıyordu. Onları parçalıyordu, yeri geldi mi iki silahla savaşıyordu. Müthiş bir savaşçı olduğu kadar, gençlik yıllarından kalma akrobasi merakı da devam ediyordu. Yıllar önce yaptığı hata yüzünden lanetlenmiş olan Prens, kendi ölümünden kaçıyordu. Peşinde Dhaka adlı boğa şeklinde dev bir yaratık vardı. Onu durdurmanın ve haklamanın tek yolu Zaman adasına gitmekti...

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Kalıcı Bağlantı Yorum (0) Yorum yaz! Arkadaşına gönder!

0 yorum yazılmıştır

« Önceki :: Sonraki »